16 Şubat 2010 Salı

Sevişelim Hadi.. Ama Unutma Sonra !!

Sevgilinim ben senin, sınırlarım yok bu yüzden... Kimse umrumuzda olmasın, bilmesinler. Sevgilinim ben senin.. Yetmez bana saatler süren aşkımlı-hayatımlı telefon konuşmaları, el ele yürümeler ve illede sadece öpüşmeler. Sevgilinim ben senin inan bana !! Sınırlarım yok diyorum, sevişmeliyiz yakaladığımız her fırsatta...

Ben senin sevgilinim... Sen benimsin inan bana.. Kalbin zaten ellerimde ama sınırlarım yok biliyorsun, bu yüzden vücudun da benim.. Saçların, yüzün, ellerin, bacakların... Kalbin zaten ellerimde, vücudunu ezberlemeliyim. İzin vermelisin bana tenindeki her pürüzü, her sivilceyi tek tek bulmalıyım.

Sevgilinim ben senin, bilmeliyim nasıl seviştiğini.. İçini ürperten, seni çıldırtan her noktayı bilmeliyim. Arada gözümü kapatıp inlemelerini duymalıyım kendimle gurur duymak için. Benim istediğim gibi mi sevişiyorsun görmeliyim...

Sevgilinim ben senin... Sevişmelerimizi unutmamanı sağlamalıyım. Unutturmamak için elimden geleni yapmalıyım.. Bakma bana öyle.. O bildiğin kaşarlardan mı sandın yoksa?? Sevgilinim ben senin unutma bunu.. O yüzden kaşarlara kızar, ama unutturmam sevişmelerimizi... Ben senin o büyük sandığın göt kadar dünyanın tam merkeziyim. Senin dünyan sadece benim.. Sen benimsin..

Bana salakça aşık olmanı seviyorum aslında.. Sevdiğim sen değilsin.. Benim için debelenmene aşığım ben. Bunu bilmemen öyle güzel ki.. Anlamaman çok acı hatta. Ama bilki seni bu hale sokana kadar çok uğraştım. Bir an bu kıvamı tutturamayacağım için korkar olmuştum senden. Bu korku yüzünden yaptım ne yaptıysam. Seni senden daha fazla seviyor gibi görünmem bu yüzdendi aslında. Bu kıvama gel diye, beni dünyanın merkezi yap ve kendi kalbini yine kendi ellerinle avuçlarıma bırak diye yaptım tüm o aşık sevgili pozlarımı.

Sevgilinim ben senin, herşeyin benim.. Kalbin zaten ellerimdeydi, vücudunu da aldım senden. Bunun için açmıştım sana kendi bedenimi anlayamadın mı salak çocuk? Yalan söyleyemem hoşuma gitmedi değil hani.. Ama sıkıldım be çocuk. Benim oldun işte, anlamını kaybettin. Ezberlenecek bir bedenin yok artık. Kalbin hala ellerimde ve kendin verdin onu bana. Tamam, haklı olabilirsin, onu senden almak için çok uğraştım. Ama iyi bir sevgili oldum kabul et ! Öyle göründüm en azından.

Ben senin sevgilindim... Herşeyine sahip olmalıydım ve oldum da. Kalbin hala ellerimde ama, istersen geri verebilirim sana. Anla be çocuk, sıkıldım artık.. Artık merak etmiyorum seni çünkü. Pardon be çocuk, gidiyorum ben.. Kalbini artık alabilirsin benden. Sevişmelerimizi unutma yine de.. Kalsın kıyıda köşede bir yerlerde.

Ben senin sevgilindim.. Kalbini sana geri veriyorum.. Artık yokum.. Gidiyorum.. Ellerime kanın bulaştı farkındayım. Temizlemenin bir yolu var mıdır? Sen unutma beni, sevişmelerimizi unutma. Ben ömrüm boyunca ellerimde kanını taşıyacağım. Sanırım buda benim lanetim. Ara ara ellerimdeki kan lekerini fark ettiğimde aklıma geleceksin sadece. Ama hepsi bu.

Gidiyorum ben çocuk.. Kalbini sana iade ediyorum ve ellerimde kanını taşıyorum artık... Sen unutma beni ve bu küçük, sahte ve amaçsız aşk oyunumu.. Unutma ve artık kendini koru.. Yeni bir yaran var artık, başın sıkıştıkça ona bak.. Ben sadece ellerimdeki kanını fark ettiğimde hatırlayacağım seni..

Hepsi bu...
Hoşçakal çocuk...

15 Şubat 2010 Pazartesi

Baktım Şutlarım İsabetli Değil,Blogluyorum Artık...


Yaza yaza bi hal olanlardanım bende. Ama yazmanın da içine edildi ya, onadır isyanım. Bu interneti çıkaran adam rahat uyuyomudur acaba? Herşeyin bokunu çıkardık ve çok istikrarlıydık. Önce kağıt kalemlerimizi,sonra mürekkepli kalemlerimizi yedi www. alemi. Çizgisiz kağıtlara düz yazıcaz diye ters taklalar attığımız dönemin sonuna denk geldim ve sonunu görmek istemedim. "Kayıtsız kalmamak lazım, gözlem yapıcam abi " tatavalarını geçiyorum bi kalem. Bayıla bayıla akıyorum net alemlerine. Ama yine de kağıt kalem , mürekkep ... Bunlaradır 1 dakikalık saygı duruşum...

Blogluyorum ahali... Geçin kaleye...